Sturgeon Yasası

"Her şeyin yüzde doksanı çöptür."

Şubat 2026

Bu çalışmanın dinleme metni

Ses kaydı değil. Aynı düşüncenin kulağa göre yeniden düzenlenmiş yazılı hâli, cümle ritimleri, bilgi sıralaması, soluklanma noktaları farklı. Bir sesli okuma aracıyla dinlenebilir.

Okumak her zaman tercihimizdir. Göz geri döner, durur, tekrar okur, kulak için bu lüks yok. Bu farkın kendisi üzerine bir araştırmamız var: Yazıdan Sese.

Dinleme metnine geç →

Bilimkurgunun muhalif sesi

Theodore Sturgeon (1918–1985) dörtyüzü aşkın eleştiri, yüz yirmiyi aşkın kısa hikaye ve on bir roman yazdı, More Than Human ile International Fantasy Award kazandı, Star Trek'in orijinal serisine senaryo verdi, ama onu ayrıksı kılan bunlar değildi. Sturgeon, 1950'lerin bilimkurgu sahnesinde yalnızlığı, cinselliği, eşcinselliği, hermafroditizmi doğrudan işleyen neredeyse tek isimdi. Kahramanları dışlanmış gençlerdi; hikayeleri türün olağan sınırlarını zorluyordu. 2000 yılında Science Fiction and Fantasy Hall of Fame'e alınması, türün üzerindeki etkisinin gecikmeli tesciliydi.

400+
Eleştiri
120+
Kısa Hikâye
11
Roman
2000
Hall of Fame

Bu üretkenlik ve bu muhaliflik arasındaki gerilim önemli, çünkü Sturgeon'ın en ünlü cümlesi tam da bu gerilimden doğdu: kendi türünü savunurken bütün bir kalite felsefesini formüle etti.

Bir savunma silahının doğuşu

1950'lerde bilimkurgu edebiyat çevrelerinde "Buck Rogers masalları" olarak küçümseniyordu. Eleştirmenler türün en kötü örneklerini seçip bütün alanı toptan reddediyordu, dergiler ucuz kağıda basılıyor, kapaklar uzay canavarlarıyla süsleniyordu ve ciddi okur için bu türün tamamı tek bir yargıyla geçiştiriliyordu: "bilimkurgunun yüzde doksanı çöptür."

Sturgeon bu saldırıyı ilk kez Eylül 1953'te Philadelphia WorldCon'da yanıtladı:

"İnsanlar polisiye romandan söz ettiğinde The Maltese Falcon'ı ve The Big Sleep'i anarlar. Western'den söz ettiklerinde The Way West'i ve Shane'i anarlar. Ama bilimkurgudan söz ettiklerinde 'şu Buck Rogers masalları' derler ve 'bilimkurgunun yüzde doksanı çöptür' derler. Haklılar. Bilimkurgunun yüzde doksanı çöptür. Ama her şeyin yüzde doksanı çöptür. Önemli olan çöp olmayan yüzde ondur. Bilimkurgunun çöp olmayan yüzde onu, herhangi bir yerde yazılmakta olan herhangi bir şeyin en iyisi kadar iyi ya da daha iyidir." – James Gunn'ın aktarımıyla

Beş yıl sonra bu sözü yazıya döktü. 1958'de Venture Science Fiction dergisindeki köşesinde bıkkın ama kararlı bir sesle şunları yazdı:

"Sturgeon'ın Vahyi'ni tekrarlıyorum; yirmi yıl boyunca bilimkurguyu, alanın en kötü örneklerini cephane olarak kullanan insanlara karşı bıktırıcı bir savunma sonunda benden sıkılarak çıkmıştır."

"Vahiy: Her şeyin yüzde doksanı çöptür." – Theodore Sturgeon, Venture Science Fiction, Mart 1958

Burada dikkat edilmesi gereken bir ayrım var. Sturgeon'ın kendisi iki ayrı formül kullandı ve ikincisi birincisinin üst çerçevesini oluşturur:

İki Formül
  • Sturgeon'ın Vahyi: "Her şeyin yüzde doksanı çöptür."
  • Sturgeon Yasası: "Hiçbir şey her zaman mutlak değildir." (Nothing is always absolutely so.)

İkincisi birincisini kendi kendine sınırlar: %90 bile mutlak değildir. Yasa kendi içinde bir güvenlik supabı taşır.

Kabul et, genelle, yık

Sturgeon'ın hamlesinin gücü yapısında gizli. Karşı tarafın silahını elinden almıyor, o silahı alıp herkesin üzerine doğrultuyor, sonra da silahın anlamsızlığını gösteriyor. Dört adımda:

1

Kabul

Bilimkurgunun %90'ı çöptür, doğrudan kabul, inkâr yok.

2

Genelleme

Her şeyin %90'ı çöptür, bilimkurgu bu konuda özel değil.

3

Sonuç

Bir türü en kötü örnekleriyle yargılamak mantık hatası.

4

İddia

Tür, en iyi örnekleriyle değerlendirilmeli.

Bu bir savunma argümanı: savunduğu şeyi yüceltmiyor, saldırının dayandığı mantığı yıkıyor. Bir avukatın "müvekkilim masumdur" demek yerine "bu delil herkes için geçerli, yani delil değil" demesi gibi.

Bu mantık zincirinin gücünü sınamak için onun retorik omurgasından çıkıp verilere bakmak gerekiyor: gerçekten her şeyin yüzde doksanı çöp mü?

Rakamlar Sturgeon'ı destekliyor mu

%90 rakamı Sturgeon'ın ağzında retorikti, "büyük çoğunluk" anlamında, kesin bir ölçüm olarak değil. Ama retorik olan iddianın ampirik karşılığı var mı, bunu birçok alan üzerinden sınamak mümkün. Önemli olan tek tek rakamlar değil, alanlar arasında ortaya çıkan örüntü.

Akademik yayıncılık: görünmez çoğunluk

Akademi, kalite kontrolünün en katı olduğu alanlardan biri, hakem değerlendirmesi, editöryal süzgeç, kurum itibarı. Buna rağmen sık aktarılan bir istatistiğe göre insani bilimlerde yayımlanan makalelerin %82'si hiç alıntılanmıyor (Biswas ve Kirchherr, The Straits Times, 2015). Doğa bilimlerinde bu oran %27'ye, tıpta %12'ye düşüyor; giriş engelinin ve doğrulama kültürünün gücü burada kendini gösteriyor. Ama alıntılanmama dışında daha derin bir sorun var: Open Science Collaboration'ın 2015 çalışmasına göre psikoloji deneylerinin %64'ü tekrarlandığında aynı sonucu vermiyor. Begley ve Ellis'in 2012'deki çalışması kanser araştırmalarında bu oranı %89'a çıkardı. Chalmers ve Glasziou ise The Lancet'te (2009) araştırma fonlarının %85'inin israf edildiğini hesapladı. Buradaki tablo şu: en kontrollü alan bile Sturgeon'ın büyüklük sırasının dışına çıkamıyor.

Veri Oran Kaynak
İnsani bilimlerde hiç alıntılanmayan makaleler %82 Biswas ve Kirchherr, 2015
Doğa bilimlerinde hiç alıntılanmayan %27 Biswas ve Kirchherr, 2015
Tıpta hiç alıntılanmayan %12 Biswas ve Kirchherr, 2015
Psikoloji çalışmalarında doğrulanamama oranı %64 Open Science Collaboration, 2015
Kanser araştırmalarında doğrulanamama %89 Begley & Ellis, 2012
Araştırma fonlarının israf oranı %85 Chalmers & Glasziou, The Lancet, 2009

Müzik: 184 milyon parçanın sessiz çoğunluğu

2023 sonunda ses akışı hizmetlerinin tamamında 184 milyon parça vardı (Luminate, 2023 Yıl Sonu Müzik Raporu); Spotify'ın kendi kataloğu aynı dönemde 100 milyonun üzerindeydi (Spotify, Form 20-F). Bu 184 milyonun 45.6 milyonu, yani dörtte biri, hayatı boyunca tek bir kez bile dinlenmemiş. Bin dinlemenin altında kalanlar toplamın %86.2'sini oluşturuyor. On milyon sanatçının yarısı ömür boyu yüzden az toplam dinleme almış. Bu rakamlar "çöp" değil "görünmezlik" anlatıyor: müzik üretmenin teknik engeli neredeyse sıfıra düştüğünde, üretilen şeylerin büyük çoğunluğu hiçbir kulağa ulaşamıyor. Sturgeon'ın yasası burada kalite yargısından çok bir keşfedilebilirlik sorununa dönüşüyor.

184M
Toplam parça
%24.8
Sıfır dinleme (45.6M)
%86.2
1.000'den az dinleme

Girişimler ve patentler: başarısızlığın istatistiği

ABD İstatistik Bürosu'na (BLS, 2024) göre kurulan işletmelerin %65'i on yıl içinde kapanıyor. Avrupa, ABD ve Japonya'da mucitlerle yapılan geniş ölçekli bir ankette patentlerin yaklaşık %40'ı hiçbir biçimde kullanılmıyordu; başvuruların %67'si başka patentleri engellemek için yapılmıştı (Torrisi ve ark., 2016). Bu iki veri yan yana konduğunda ortaya çıkan resim şu: bir fikrin patent alacak kadar somutlaşması bile onu hayatta tutmuyor, tıpkı bir girişimin kurulmuş olmasının onu ayakta tutmaması gibi. Başarısızlık oranları yüksek ama bu oranların kendisi bir patoloji göstergesi değil, girişim ve patent havuzları birer deneme alanı, denemelerin çoğu doğası gereği tutmuyor.

Kitaplar: basılı çöl

Yılda yaklaşık üç milyon kitap yayımlanıyor. Bookscan verilerine göre (DOJ vs Penguin Random House, 2022) bu kitapların %90'ı iki binden az kopya satıyor. Yayınevleri bu dağılımı biliyor ve iş modellerini zaten buna göre kuruyor: az sayıda çok satan kitap, geri kalan kataloğu finanse ediyor. Sturgeon'ın yasası burada piyasa gerçekliğinin ta kendisi.

Film, yazılım, tıp, uygulamalar

Film endüstrisinde tüm filmlerin %59'u zarar ediyor (Stephen Follows). Yazılımda geliştiricilerin haftalık zamanının %42'si teknik borçla uğraşmakla geçiyor (Stripe, 2018); kötü kaliteli yazılımın ABD ekonomisine maliyeti 2,41 trilyon dolar (CISQ, 2022). Tıpta tanı hatasının oranı neyi ölçtüğünüze göre değişiyor: ayaktan tedavide ampirik tahmin %5 (Singh ve ark., 2014), klinik karar araştırmalarında uzun süredir aktarılan uzman kanaati %10-15 (Elstein; aktaran Graber, 2013), otopsi serilerinde majör tanı hatası medyanı ise %23,5 (Shojania ve ark., 2003). Çocuk hekimlerinin yarısından fazlası (%54) ayda bir ya da iki kez tanı hatası yaptığını bildiriyor (Singh ve ark., 2010). Mobil uygulamalarda kullanıcılar zamanlarının %80'ini yalnızca üç uygulamada geçiriyor (Comscore, 2017), iOS'ta otuz gün sonra tutma oranı %3.7 (Statista, 2023), yani indirilen uygulamaların %96'sından fazlası bir ay içinde terk ediliyor. Tıptaki %5-15'lik oran en düşük uç, mobil uygulamaların %96'lık terk oranı en yüksek uç, aradaki yelpaze Sturgeon'ın büyüklük sırasını doğruluyor.

Alanlar arasındaki örüntü

Alan "Çöp" Oranı
Akademik makaleler (insani bilimler, alıntılanmayan) %82
Müzik (1.000'den az dinleme) %86.2
Patentler (kullanılmayan) ~%40
Girişimler (10 yılda kapanan) %65
Kitaplar (2.000'den az kopya) %90
Film (zarar eden) %59
Yazılım (haftalık teknik borç) %42
Tıp (tanı hatası) %5-15 (ölçüm yöntemine göre)
iOS uygulamaları (30 gün tutma) %96.3 (kaybedilen)
Kanser araştırmaları (doğrulanamayan) %89
Araştırma fonları (israf) %85
Değerlendirme

%90 kesin bir ölçüm değil, bir büyüklük sırası. Verilerin büyük çoğunluğu bu büyüklük sırasını destekliyor: kalite dağılımı hemen her alanda asimetrik ve ağır kuyruklu. Giriş engeli yükseldikçe oran düşüyor (tıp: %5-15), engel kalktıkça oran tırmanıyor (uygulamalar: %96). Ama hiçbir alan bu eğilimin tamamen dışına çıkamıyor.

Sturgeon bu veri tablosunu görmedi ama sezgisi doğru yerdeydi. Asıl soru artık şu: bu dağılımı başkaları farklı açılardan gözlemlemiş mi ve gözlemleri birbirine ne söylüyor?

Aynı gözlem, farklı pencereler

Sturgeon'ın yasası yalnız değil. Farklı yüzyıllarda, farklı alanlarda, farklı düşünürler aynı dağılımın farklı yüzlerini gördü. Bu kavramları bağımsız maddeler olarak sıralamak yerine aralarındaki konuşmayı izlemek daha verimli, çünkü her biri diğerinin eksik bıraktığı yeri tamamlıyor.

Vilfredo Pareto 1896'da İtalya'da toprağın %80'inin nüfusun %20'sine ait olduğunu gözlemledi; Joseph Juran bunu kalite kontrolüne taşıdı: "Sorunların %80'i nedenlerin %20'sinden gelir." Pareto değerin nerede yoğunlaştığını gösterir, Sturgeon çöpün ne kadar yaygın olduğunu. İkisi aynı madalyonun iki yüzü: biri %20'ye, diğeri %90'a bakıyor ama her ikisi de kalite dağılımının normal değil güç yasası izlediğini söylüyor, az sayıda ürün orantısız etki yaratıyor, medyan ortalamadan çok düşük, çoğunluk "ortalamanın altında" kalıyor.

Pareto ve Sturgeon dağılımı betimliyor ama neden böyle olduğunu açıklamıyor. Burada Kruger ve Dunning'in (1999) bulgusu devreye giriyor: alt çeyreklik performans gösteren katılımcılar kendilerini 62. yüzdelikte tahmin ediyor, gerçek performansları 12. yüzdelikte. Sturgeon'ın %90'ını üreten kişiler çoğu kez çöp ürettiklerinin farkında değil, Dunning-Kruger etkisi bu %90'ın neden bu kadar dirençli, bu kadar kendinden emin, bu kadar yeniden üretilmeye açık olduğunu açıklıyor. Dağılım sadece bir doğa yasası değil, bir algı körlüğü tarafından da besleniyor.

Sir Thomas Gresham'ın 16. yüzyılda gözlemlediği mekanizma, düşük değerli para piyasaya girdiğinde yüksek değerli paranın dolaşımdan çekilmesi, buna üçüncü bir katman ekliyor. Sturgeon dağılımın doğal olduğunu söyler, Gresham ise bu doğal dağılımın aktif bir kovma mekanizmasına dönüşebildiğini gösterir: clickbait kaliteli gazeteciliği kovar, ucuz moda sürdürülebilir üreticileri bitirir, algoritmik içerik özgün içeriği görünmez kılar. Sturgeon betimler; Gresham mekanizma gösterir. Sturgeon diyor ki "çöp çoktur," Gresham diyor ki "ve çok olan, azı siler."

Nassim Nicholas Taleb'in Fooled by Randomness ve The Black Swan'daki sinyal-gürültü analizi ise bu tabloya zamansal bir boyut ekliyor:

Gözlem Sıklığı Sinyal Gürültü
Yıllık %50 %50
Günlük %5 %95
Saatlik %0.5 %99.5

Gözlem sıklığı arttıkça gürültü oranı patlar. Sturgeon'ın %90'ı ile Taleb'in gürültüsü aynı şeye işaret ediyor: çoğunluk sinyal değil gürültüdür ve ne kadar sık, ne kadar yakından bakarsanız gürültü o kadar baskın hale gelir. Dijital çağ hem üretim sıklığını hem gözlem sıklığını katlayarak bu etkiyi büyüttü.

Bu dört düşünür, Pareto, Dunning-Kruger, Gresham, Taleb, bir araya geldiğinde Sturgeon'ın tek cümlelik gözlemi bir ekosisteme dönüşüyor: dağılım doğaldır (Pareto), üreticiler kendi çöplerini göremez (Dunning-Kruger), kötü iyiyi aktif olarak kovar (Gresham) ve gürültü zamanda büyür (Taleb). Sturgeon yasanın adını koydu; diğerleri mekanizmalarını gösterdi.

Sturgeon'dan önce de bu gözlem vardı

MÖ ~500, Herakleitos

"Çoğunluk kötüdür." Sturgeon'ın ruhu 2500 yıl önce Efes'te dolanıyordu.

MÖ 405, Aristophanes

Kurbağalar komedyasında edebiyatın büyük bölümünü çöp sayar.

1953, Theodore Sturgeon

Gözlemi sistematik bir savunma argümanına dönüştürüp isim koyan ilk kişi.

Bu kavramsal ağ yasanın gücünü gösteriyor ama sınırlarını da gizlemiyor. Sturgeon'ın kendisi %90 rakamının mutlak olmadığını kendi ikinci formülüyle itiraf etmişti, yasanın sınırlarına bakmak da en az gücüne bakmak kadar öğretici.

Yasanın kendi sınırları

%90 bir retorik figür

Evet ve Sturgeon bunu biliyordu. "Büyük çoğunluk" demek için seçilmiş bir rakam. Ama büyüklük sırası olarak tutarlı: veriler %42'den %96'ya yayılıyor, çoğunluğu %60-95 aralığında. "Çoğunluk vasattır" gözlemi retorik kökenine rağmen ampirik destek buluyor.

Zamanın görünmez süzgeci

Bugünden geriye baktığımızda eski dönemler daha "kaliteli" görünür. Bunun üç nedeni var: zaman kötü olanı eler ve geri kalan %10 "dönem" olur; nostalji kişisel deneyimle seçilmiş örnekleri tüm ile karıştırır; başka kültürlerden yalnızca en iyiler ithal edilir. Her üç filtre de aynı yöne çalışır, geçmişin çöpünü görünmez kılarak, şimdinin çöp oranını abartılmış gösterir.

Giriş engeli her şeyi değiştiriyor

Giriş engeli yüksek alanlarda oran düşer (tıp: %5-15 hata), düşük alanlarda artar (mobil uygulamaların %96'sı bir ayda terk ediliyor). Dijitalleşme giriş engelini düşürdüğü her yerde çöp oranını artırdı, ama burada dikkatli olmak gerekiyor: üretim engelinin düşmesi, üretilen şeylerin kalitesini düşürmüyor, sadece havuzu büyütüyor. Orantısal olarak çöp artıyor olabilir ama mutlak olarak değerli üretim de artıyor.

Kalite kimin kalitesi

Farklı kalite eksenleri var: ticari başarı, eleştirel beğeni, sürdürülebilir etki, teknik yetkinlik. Bir eksende "çöp" olan, başka eksende değerli olabilir. Hiç alıntılanmamış bir makale, yazıldığı ülkenin politika yapıcılarını etkilemiş olabilir. Bin dinlemenin altında kalmış bir parça, yüz kişinin hayatında dönüm noktası olabilir. Sturgeon'ın yasası hangi kalite eksenini kullandığınıza göre farklı rakamlar veriyor.

Sturgeon'ın kendi yasasını aşan noktası

"İnternet söz konusu olduğunda, Sturgeon'un %90 Yasası düşük tahmin olabilir."

(“Where the Internet is concerned, Sturgeon's Law of 90 percent might be lowballing.”) – Tom Nichols, The Death of Expertise (2017); çeviri bu yazı için yapılmıştır

Dijitalleşme üretim engelini düşürdü, çöp hacmi patladı. Oran aynı kalsa bile mutlak sayı katlandı. Ama bu tablo bir paradoks barındırıyor: inovasyon literatürü başarısızlığın bilgi ürettiğini gösteriyor. Denemeden başarı gelmiyor, denemelerin çoğu doğası gereği başarısız oluyor.

Kilit içgörü

%90'ı ortadan kaldırırsan, %10 da ortadan kalkar: çünkü %10, %90'ın içinden çıkıyor.

Evrimdeki mutasyonlar gibi: %99'u zararlı veya nötr, ama havuzu yok edersen adaptasyon durur. Sturgeon'ın %90'ı çöp değil, deneme alanı ve deneme alanı olmadan buluş da olmaz.

Bu paradoks, çöpün zorunluluğu, sorunun nerede olduğunu da netleştiriyor. Sorun çöp oranı değil; sorun, filtreler kırıldığında çöpün iyiyi örtmesi.

Filtreler kırıldığında

Çöp havuzundan değeri çıkartan dört mekanizma tarih boyunca çalıştı: hakem değerlendirmesi ve editöryal standartlar, tüketici tercihi ve piyasa rekabeti, zamanın kalıcılık süzgeci, uzman konsensüsü ve kolektif bellek. Bu dört filtre kusurlu ama işlevseldi, Sturgeon'ın doğal %90'ını yönetilebilir kılıyordu.

Yankılar bölümündeki dört düşünürü tekrar bir araya getirdiğimizde gerçek tehlike belirginleşiyor:

Algoritmik Gresham etkisi

Algoritmik öneriler %90'ı ödüllendirdiğinde, %10 var ama bulunamaz hale gelir.

Sorun çöp oranı değil, o doğal, her zaman öyleydi. Sorun, seçilim mekanizmalarının bozulması: etkileşim algoritması kaliteyi değil tıklamayı ölçüyor ve tıklama genellikle kaliteyle ters orantılı. Dunning-Kruger etkisi üretici tarafında çöpün farkındasızlığını, Gresham etkisi platform tarafında çöpün iyiyi kovmasını, Taleb'in gürültü analizi zamansal olarak sinyalin boğulmasını anlatıyor. Filtre kırıldığında Sturgeon'ın doğal %90'ı, Gresham'ın aktif kovma mekanizmasına dönüşüyor.

Kalan

"Sturgeon Yasası ne teselli ne sinizm. Bir gözlem aritmetiği."

Çoğunluk her yerde vasattır, bu alarm değil, arka plan. Alarm verilecek an, vasatlığın iyiyi kovmaya başladığı an. Akademik yayıncılıkta %82 alıntılanmayan makale, müzikteki %86 dinlenmeyen parça doğal; alarm bu %86'nın algoritmik olarak %14'ün önüne geçmesinde.

%90'ın çöp olması, %10'un gücünü azaltmıyor. Hukuk sistemindeki davaların çoğu önemsizdir ama içtihat yaratan kararların gücü bundan etkilenmez. Tıpta tanı hatası %5-15'tir ama doğru tanının hayat kurtarma gücü bundan azalmaz. Psikoloji çalışmalarının %64'ü doğrulanamaz ama doğrulanan %36'nın insani bilgiye katkısı bundan düşülmez.

Ama %90'ın varlığı, %10'u bulmayı zorlaştırıyor. Bu pratik sorun, yasanın en az tartışılmış ama en önemli boyutu ve dijital çağda, filtrelerin algoritmik bozulmasıyla birlikte, giderek daha acil hale geliyor.

"Ne kendi vaktinizi ne de bizimkini çöpe yuhalamakla harcayın! İyinin peşine düşün ya da hiç bulaşmayın."

(“…don't waste your time and ours hooting at the crap! Go after the good stuff, or leave it alone.”) – Daniel Dennett, Intuition Pumps and Other Tools for Thinking (2013); çeviri bu yazı için yapılmıştır

Kaynaklar

Sturgeon Yasası, Birincil Kaynaklar

Ampirik Veriler

İlişkili Kavramlar

Tarihsel Öncüller

Lisans

Bu çalışma kamuya açıktır. Hak sahipliği talebi yoktur. Kullanın, paylaşın, dönüştürün.

Akademik hakemli yayın değildir. İnsan ve yapay zeka birlikte yazdı. Hatalar içerebilir.

Sürüm v1.5 · İlk yayım: 10 Mart 2026 · Revizyon: 20 Temmuz 2026, olgu düzeltmeleri (tıp tanı hatası oranları kaynaklarına bağlandı, Kruger & Dunning atıf sırası, Dennett ve Delany alıntıları, Nichols alıntısı, Spotify katalog verisi, patent oranı)

DİĞER YAZILAR

Halüsinasyon Kimin Sorunu · Nefret Üzerine · Araştırma Anayasası · Aynen Öyle · Çay Masası · Mutluluğun Resmi · Yazıdan Sese · Anlamak